» Zührevi Hastalıklar

 

BEL SOĞUKLUĞU (GONORE)
Gonore isimli mikropun meydana getirdiği cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.Nadiren olsada cinsel yolla bulaşmaz.Mikroplu havlu,mendil gibi eşyaların kullanılması ile de bulaşabilir.Mikrop alındıktan sonra 3-7 Gün arasında belirti verir.Bazen belirtiisi 12 Saat ile 3 Ay kadar da değişebilir.Tedavi edilmezse 3-7 hafta sonra müzminleşir.
Penisten sarı kahverengi çok defada yeşile çalan bir akıntı olur.Miktarı çok olmazsa bile her idrar yapıştan sonra ve sabahları kilota bulaşan bir akıntıdır.İdrar çıkış yeri kızarır şişer.İdrar şikayetleri olur.
Teşhis,akıntının özel metotlar ile alınıp mikroskop altında belsoğukluğu mikrobunun görülmesi ile konur.
Tedavi edilmeyen vakalarda Apse sonucu idrar yolunun daralması meydana gelir.hastalık daha ilerliyecek olursa testise yayılır.Buradaki tohum hücrelerinin gelişmesini önliyerek kısırlığa neden olur.
Korunma:Her şeyden önce hijen kurallarına uyulmalı.Cinsel temas sırasında kondom (prezervatif) kullanılmaldır.Şüpheli ilişkilerde bulunulmamalıdır.
Tedavi.Bir doktor kontrolünde uygun Antibiyotik ve gerekli ilaçların kullanılması ile tedavi olunur.Bu ilaçlar hastalığın şiddetine göre ağızdan alınan haplar veya kalçadan vurulan iğnelerdir.
kadınlarda çok defa akıntı olmaz.%20 oranında idrar yanması vardır.tedavisi biraz daha yoğun çaba gerektirir.
Belsoğukluğu mikrobunun kan yoluna geçmesi ile eklam şişmeleri,kalp kası iltihapları olabilir.Nadiren beyin zarı iltihabı ve Karaciğer iltihabı yapar.
BELSOĞUKLUĞU OLMAYAN AKINTI
Bu akıntıda bel soğukluğu mikrobu bulunmaz.Mikroplar çok defa değişiktir.Cinsel yolla geçer.Genç erkeklerde görülür.Bazen belsoğukluğundan daha ciddidir.Belirtiler 7-24 gün sonra çıkar.Akıntı olmayabilir.İdrarda yanma ve idrar yolları kaşıntısı vardır.
TRİKOMONİASİS
Trikomona isimli mikroptan ileri gelir.Çok defa kadın vajeninde bulunur.Mutat cinsel temas ile bulaşır.Eşler arasında bir birlerine bulaştırma çok sıktır.Akıntıda mikrobun görülmesi ile teşhis konur.
Ekeklerde bazen belirti vermiyebilir.Prostata ve testise yayılacak olursa kısırlık meydana getirme riski olur
GENİTAL UÇUK
Kadın ve erkeklerde sıklıkla görülür.Herpes simplex virusunun meydana getirdiği bir cilt hastalığıdır.Daha ziyade ağız ve dudak çevresinde görülür. %5 oranında da genital organlarda bulunur ve cinsel ilişki ile geçer.
2-10 gün süreden sonra torbalarda ve kadında dış genital organlarda kırmızı zemin üzerinde içi Sıvı dolu bir çok keseciklerden oluşur. Kasıklarda beze yapar. Tedavide viruslara etkili melhem kullanılması ile yapılır.
YUMUŞAK ŞANKIR
Gene bir cilt hastalığıdır. Sebebi mikrobiktir. 1-7 gün bekleme süresinden sonra belirti verir. Penis başında gözükür. Önceleri bir kızartı halinde başlar. 24 saat içinde kabarır ve yaradan akıntı başlar. Sonunda bir derin yaraya dönüşür. Yaralar birleşerek daha geniş bir hal alır. Kasıklarda beze olur. Tedavi uygun antibiyotik kullanımı ve hijene dikkat etmektir.
AIDS (Edinsel bağışıklık yetmezliği)
İlk defa 1981 yılında görülmüştür. HIV isimli virusten ileri gelmektedir. Seksüel ilişki ile kirli enjektör kullanımı ve kan nakillerinden geçer. Anneden cenine, kadından erkeğe ve erkekten erkeğe geçer.
Virus vücuda geçtikten sonra bağışıklık sistemini bozar. Organizma kendisini koruyamaz hale elir. Yorgunluk, kilo kaybı ateş ve ishal bulunur. Kasıklarda koltuk altlarında yaygın bezeler olur. Bacaklarda çeşitli büyüklüklerde mor renkli çürükler meydana gelir. Hastalığın teşhisi en yaygın olarak kullanılan ELİSA testi ile konur. %95 positif sonuç verir. Maalesef bugün için belirili bir tedavisi yoktur.
FRENGİ
Mikrobik bulaşıcı bir hastalıktır. Cinsel ilişki ile deri yolu ile geçer. 2-4 hafta sonra peniste ağrısız bir yara gözükür. Önceleri bir sivilce şeklinde başlar daha sonra akıntı olur. Penis boyunca ve torbalara yayılır. Bu yara 1-2 haftada zımba ile delinmiş bir şekil alır. Derin, sert kenarlı olan bu yara tedavi edilmezse kendiliğinden iyileşir. Bu frenginin birinci devresidir.
2 ci devre bu yaradan itibaren 6 hafta sonra ortaya çıkar. Daha yaygın kızarıklıklar vardır. Döküntüler olur. Bu devrede 4 yıl sürebilir.
3 cü devrede yer yer bölgesel tümörler oluşur. Bu tümörler yaygındır. Genital organlarda bulunduğu gibi eklemlerde de bulunur.
Tedavide uygun antibiyotiğin kullanımı ile olur. Günümüzde erken tedevi ile ve frenginin 2-3 cü dönemleri artık olma mamaktadır.
İnsan papilloma Virüsü
Cinsel organlar ve çevresinde siğil benzeri oluşumlara neden olan bu virüs kadınlarda rahim girişi kanserlerine neden olabilir
Chlamydial Enfeksiyonlar
çok sık raslanılır. kadınlarda ve erklerde görülür. Akıntı ve idrar sırasında yanma olur. Bazan hiç bir belirti vermez

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 3

» zührevi hastalıklar

 

Zührevi hastalıklar yani cinsel yolla bulaşan hastalıklar çeşitlidir.

1-BEL SOĞUKLUĞU:(GONORE)
Gonore isimli mikropun meydana getirdiği cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.Nadiren olsada cinsel yolla bulaşmaz.Mikroplu havlu,mendil gibi eşyaların kullanılması ile de bulaşabilir.Mikrop alındıktan sonra 3-7 gün arasında belirti verir.Bazen belirtiisi 12 Saat ile 3 Ay kadar da değişebilir.Tedavi edilmezse 3-7 hafta sonra müzminleşir.
Penisten sarı kahverengi çok defada yeşile çalan bir akıntı olur.Miktarı çok olmazsa bile her idrar yapıştan sonra ve sabahları kilota bulaşan bir akıntıdır.İdrar çıkış yeri kızarır şişer.İdrar şikayetleri olur.
Teşhis,akıntının özel metotlar ile alınıp mikroskop altında belsoğukluğu mikrobunun görülmesi ile konur.
Tedavi edilmeyen vakalarda Apse sonucu idrar yolunun daralması meydana gelir.hastalık daha ilerliyecek olursa testise yayılır.Buradaki tohum hücrelerinin gelişmesini önliyerek kısırlığa neden olur.
Korunma:Her şeyden önce hijen kurallarına uyulmalı.Cinsel temas sırasında kondom (prezervatif) kullanılmaldır.Şüpheli ilişkilerde bulunulmamalıdır.
Tedavi.Bir doktor kontrolünde uygun Antibiyotik ve gerekli ilaçların kullanılması ile tedavi olunur.Bu ilaçlar hastalığın şiddetine göre ağızdan alınan haplar veya kalçadan vurulan iğnelerdir.
kadınlarda çok defa akıntı olmaz.%20 oranında idrar yanması vardır.tedavisi biraz daha yoğun çaba gerektirir.
Belsoğukluğu mikrobunun kan yoluna geçmesi ile eklam şişmeleri,kalp kası iltihapları olabilir.Nadiren beyin zarı iltihabı ve Karaciğer iltihabı yapar.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 0

» Zührevi hastalıklar

 

Zührevi hastalıklar yani cinsel yolla bulaşan hastalıklar çeşitlidir.

1-BEL SOĞUKLUĞU:(GONORE)
Gonore isimli mikropun meydana getirdiği cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.Nadiren olsada cinsel yolla bulaşmaz.Mikroplu havlu,mendil gibi eşyaların kullanılması ile de bulaşabilir.Mikrop alındıktan sonra 3-7 gün arasında belirti verir.Bazen belirtiisi 12 Saat ile 3 Ay kadar da değişebilir.Tedavi edilmezse 3-7 hafta sonra müzminleşir.
Penisten sarı kahverengi çok defada yeşile çalan bir akıntı olur.Miktarı çok olmazsa bile her idrar yapıştan sonra ve sabahları kilota bulaşan bir akıntıdır.İdrar çıkış yeri kızarır şişer.İdrar şikayetleri olur.
Teşhis,akıntının özel metotlar ile alınıp mikroskop altında belsoğukluğu mikrobunun görülmesi ile konur.
Tedavi edilmeyen vakalarda Apse sonucu idrar yolunun daralması meydana gelir.hastalık daha ilerliyecek olursa testise yayılır.Buradaki tohum hücrelerinin gelişmesini önliyerek kısırlığa neden olur.
Korunma:Her şeyden önce hijen kurallarına uyulmalı.Cinsel temas sırasında kondom (prezervatif) kullanılmaldır.Şüpheli ilişkilerde bulunulmamalıdır.
Tedavi.Bir doktor kontrolünde uygun Antibiyotik ve gerekli ilaçların kullanılması ile tedavi olunur.Bu ilaçlar hastalığın şiddetine göre ağızdan alınan haplar veya kalçadan vurulan iğnelerdir.
kadınlarda çok defa akıntı olmaz.%20 oranında idrar yanması vardır.tedavisi biraz daha yoğun çaba gerektirir.
Belsoğukluğu mikrobunun kan yoluna geçmesi ile eklam şişmeleri,kalp kası iltihapları olabilir.Nadiren beyin zarı iltihabı ve Karaciğer iltihabı yapar.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 0

» Zona nedir? Niçin tekrarlar?

 

Zona Nedir
Deride, sinirler boyunca, özellikle gövde, bacak ve yüzde birtakım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren, mikroplu bir hastalığa "zona" denir.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 0

» Zona nedir? Niçin tekrarlar

 

Normal Sağlıklı kişilerde ve gençlerde nadir görülen artan yaşla birlikte görülme sıklığı artan bu hastalık,kişinin yaşam kalitesini bozan bir virüs hastalığıdır.Günümüzde çok sık görülür ve tedaviye rağmen tekrarlama eğilimi sıktır.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 0

» zona

 

Zoster kelimesi yıllar boyu vücudu saran döküntüleri tarif etmek için kullanılmıştır. Hastalığı tarif etmek için birçok, renkli terim kullanılmıştır; Norveçliler ‘cehennemden güller kemeri’, Danimarkalılar ‘cehennem ateşi’ olarak isimlendirmişlerdir. Çok ağrılı bir hastalık olduğu için bu isimler son derece uygundur.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 1

» Zinde kalmanın yolları

 

20 ve üzeri yaşlarda hafif bir armut göbeği, basenler ve ba­caklar çok da şaşılacak bir durum değil. Yine de kendinizi daha iyi hissetmek istiyorsanız o zaman seçeceğiniz herhangi bir spor dalıyla henüz yerleşmemiş yağlarınızı kaslara dönüştür­mek için şansınız var demektir. Vücut 25 yaşla birlikte verimli­liğinin en yoğun olduğu ulaştığından, sınırlarınızı rahatlıkla zorlayabilirsiniz. Haftada üç kez 30 Dakikalık herhangi bir spor türü bu yaşlarda sizin için ideal.
Nasıl beslenmeli ?
- Problemli bir cildiniz varsa yağlı ve acılı yemekten kaçı­nın. Her ikisi de ciltteki yağ bezlerini harekete geçiriyor ve
cildin aşırı yağlanmasına sebep oluyor.
- Balıkta ya da kabuklu hayvanlarda bulunan potasyum cilt yüzeyindeki kirliliği önleyici etkiye sahip.
- Solgun bir cilde sahipseniz, vücudunuzda demıir eksikliği olabilir. Maydanoz, soya fasulyesi ve patates demir eksik­liğini gideren sebzeler arasında yer alıyor.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 1

» Zinde Bir Gün İçin

 

Sabah uyandığımızda uyku düzenimizin olmayışından dolayı yataktan çıkmak istemeyiz. En önemli öğünlerden kahvaltı için zaman bulamayıp apar topar işe yetişmek için stresli bir yolculuğa başlarız. Bu olumsuz şartların sonucunda da verimsiz bir iş hayatı oluşmaktadır.
Sabahları işe gitmeden 1 Saat önce kalkmanız daha mutlu ve zinde olabilmeniz için yeterli olacaktır. Uyanır uyanmaz, vücudumuzdaki kasların 20 saniyelik tek setler halinde gerdikten sonra (stretching) 30 Dakikalık kardiovasküler çalışmalar (yürüyüş, bisiklet, kürek vb.) yapılmalı. Daha sonra Günde bir kas grubunu çalıştıracak şekilde 5 dakikalık bir ağırlık programı uygulanmalı. 1 set maksimum karın çalışması yapılarak 40 Dakikanın sonuna gelinmiş geriye duş alma ve kahvaltı için 20 Dakika kalmıştır. Duştan ve kahvaltıdan sonra Güne daha enerjik başlayabilirsiniz. Eğer evinizin yanında veya işe giderken yolunuzun üzerinde olan bir Sağlık merkezi varsa bu merkeze gitmeniz size daha faydalı olacaktır. Çünkü egzersiz merkezlerinde bulunan eğitmenler sizlere uygun programlar çıkaracak, böylece daha verimli bir egzersiz çalışması yapmış olacaksınız. Hafta sonları ise egzersiz programlarınızı biraz daha uzatarak 1.5 saat yapabilirsiniz.
Sabah kahvaltılarında önemle üzerinde durulması gereken noktaları şöyledir:
- Uyandıktan en geç 1 saat sonra kahvaltı yapılmalı.
- Uyanır uyanmaz 1 bardak ılık Su içilmeli.
- Karbonhidratlar diğer öğünlere oranla yüksek tutulmalı.
- 1 er Gün atlayarak sadece meyve ile kahvaltı yapılabilir.
- Diğer gıda Maddelerinden mısır gevreği, müsli, Yulaf ve meyve karışımını yoğurt ve sütle karıştırarak da dengeli bir kahvaltı sağlanabilir.
- Sabahları yemeklerinizde meyveyi eksik etmemelisiniz,
- Eğer içebilirseniz sabahları sebze çorbaları da içilebilir,
- Kahvaltılarda salam, sosis gibi şarküteri ürünlerinin sınırlı tutulmasında fayda vardır,
- Sabahları gıda maddelerinizin içinden C vitamini alamıyorsanız, tablet olarak vitamininizi alabilirsiniz.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 0

» Zihin yorgunluÄŸunu bademle giderin

 

Badem; gülgiller Bitki ailesinden bir ağacın meyvesidir. Bu meyve ancak çağla halindeyken yenilebilir. Olgunlaştıktan sonra da sert kabukla kaplı olan içi yenilir. Hekimlikte kullanılan kısmı da burasıdır.
Bademin başlıca 2 çeşidi vardır:
1. Acıbadem
İçinde "Amygdalin' denilen zehirli bir glikozit vardır. Sabun, krem, esans, vs. imalinde kullanılır. Ev ilaçlarında kullanılmaz.
2. Tatlı badem
Tatlı badem yağlıdır. Ezilerek badem yağı çıkartılır. Çocuk kabızlıklarını gidermekte kullanılır.
Beden ve zihin yorgunluğuna birebir
Hamilelerin zayıf düşmemesini sağlar. Sütle içilirse, mideyi kuvvetlendirir.
Kabızlığı giderir. Nekahet devresini kısaltır.
Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir.
Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.
Bronşit, boğaz ağrısı, Anjin, boğaz yanması ve akciğer hastalıklarında faydalıdır.
Badem yağı; kabızlığı giderir.
Egzama ve kaşıntıların verdiği rahatsızlıkları azaltır.
Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder.
Kulak ağrılarını dindirir.
Yumurtayla karıştırılıp basur memelerine sürülecek olursa, ağrı ve yanmaları büyük ölçüde giderir.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 0

» Zihin yorgunluÄŸuna karşı karanfil çayı

 

Osmanlı mutfağının vazgeçilmez bir baharatı olan karanfilin yorgunluğa iyi geldiği bilinir. Kuvvet macunlarında ve aşurede sıklıkla kullanılan karanfil Osmanlı mutfağının vazgeçilmez bir baharatıdır. Karanfilin, çiçekçilerde satılan halk arasında bilinen karanfil çiçeği ile hiçbir alakası yoktur.
Anavatanı Endonezya ve İspanya
Hindistan ve Sri Lanka’da bol miktarda yetiştirilir ve bu mutfakların vazgeçilmez baharatıdır. Avrupalılar karanfili turşu ve tatlılarında çeşni vermesi amacıyla kullanırlar.
Diş ağrısına karşı etkili
Karanfil ağacının tomurcuklarından elde edilen bu baharat, odunumsu ve koyu kahve-siyah renklidir. Yaklaşık iki-üç santimetre boya eriştiklerinde hasat edilirler. Anadolu’da halen çürük dişlerde ağrı kesici olarak kullanılmaktadır.
Çürük dişin oyuğuna, ezilmiş kuru karanfilin bir parçası yerleştirilir veya da yağından bir damla damlatılır. Ağrı kesici gücünü içerdiği gallik asitten alır. Genel bir kural olmasa da lokantalarda içki kokusunu almak için masanıza bir çanakta karanfil sunulur.
İshale karşı üçlü koruma
Onu ilk araştırmaya başladığım yıllar doksanlı yılların başlarıydı. Kuru karanfilde beni ilk şaşırtan, içeriğinde alpha-kadinol, alpha-kubeben ve maslinik Asit etkin Maddelerinin aynı anda bulunmasıydı. Bu üç ana etkin maddeyi başka hiçbir Bitkinin çiçeğinde aynı anda bulamazsınız. Bu özellik karanfile özgüdür. Onun bu ayrıcalığı ishale karşı bu üçlünün bir arada bulunmasında saklıdır. Eğer ishal olduysanız hiç çekinmeden karanfil kürünü birkaç Gün uygulayabilirsiniz. İshale bağlı karın sancılarını, bağırsak hareketliliğini kısa zamanda nasıl ortadan kaldırdığını hayretle gözleyebilirsiniz.
Direnci artırır
Karanfilin alternatifi yoktur. Onun sahip olduğu bazı özellikleri ve kimyası başka hiçbir bitkiyle veya baharatla mukayese edilemez. Kendinizi yorgun mu hissediyorsunuz? Zihin yorgunluğunuz da mı mevcut? Başınızda veya üzerinizde bir ağırlık mı hissediyorsunuz? Veya gergin misiniz? Bir bardak Su kaynatın ve hemen sıcakken üzerine dokuz-on adet karanfil tanelerinden ilave ediniz.
Beş-altı Dakika bekledikten sonra karanfilleri içerisinden çıkarmadan yudum yudum içiniz. En geç on dakika sonra yorgunluğunuzun gittiğini, vücut direncinizin arttığını gözlemleyebilirsiniz. Çok daha önemlisi, günün yorgunluğuna bağlı zihin yorgunluğunuzun ortadan kalktığını daha dinamik düşünsel güce sahip olduğunuzu hayretle hissedebileceksiniz.
Üzerinizdeki gerginliğin de yavaş yavaş ortadan kalktığını göreceksiniz. Karanfilin bu konudaki etkilerini daha da artırmak istiyorsanız, kendinize bir çay demleyip içerisine 10-12 adet karanfil atınız, birkaç dakika bekledikten sonra çayınızı yudumlayarak keyfini çıkartınız.
İçtikten 5-10 dakika sonra zihin yorgunluğunuzun kaybolduğunu ve daha zinde olduğunuzu hayretle gözlemleyebilirsiniz. Bu amaçla uygulayacağınız karanfilli çayı haftada 3-4 defadan fazla uygulamayınız ve alışkanlık haline getirmeyiniz.
Günün kürü
Sabah kahvaltısından bir Saat sonra yedi-sekiz adet karanfil çiğnenmeden oda sıcaklığındaki bir- iki yudum Suyla yutulur. Aynı gün akşam yemeğinden iki saat önce yedi-sekiz adet karanfil, oda sıcaklığındaki bir-iki yudum suyla çiğnemeden yutulur. Bu küre en fazla yedi gün devam edilir. Kullanılacak karanfilleri yutmadan önce ortadan ikiye bölüp suyla yutmak daha etkilidir. Havanda ezerek daha etkili olur düşüncesine kapılmayınız. Havanda ezildikten sonra alınması yanlıştır. Etkisi azalır.
Zihin yorgunluğuna karşı birebir
Taze demlenmiş bir bardak Sıcak çayın içerisine 10-12 adet kuru karanfil ilave edilir. Üç-dört dakika bekledikten sonra yudum yudum içilir. Şeker ilave edilmeden içilmesi en etkili şeklidir. Çayınızı yudumlarken ağzınıza gelen karanfil tanelerini dişlerinizin arasında hafif ezerek eminiz. İkinci bardak çay içecekseniz, içerisinde kalan karanfilleri kullanınız, yeniden karanfil ilave etmeyiniz.
Karanfilli çay içimini Günde iki, haftada dört kereden fazla uygulamayınız. Alışkanlık haline getirmeyiniz. Vücut direncinizin azaldığı, zihin yorgunluğu ve strese bağlı yorgunluk hallerinde uygulayınız.
Karanfil kürü uygulanırken dikkatli olun
İshal şikayetlerinde karanfil, çay olarak içilmemelidir. Birkaç yudum oda sıcaklığındaki su ile alınmalıdır. Trombozit (platelet) düşüklüğü sorunu yaşayan hastaların karanfil kürünü uygulamamaları gerekir. Özellikle bazı ilaçlar, yan tesir olarak trombozit düşüklüğüne neden olabilmektedir. Bu türden ilaçları kullanan hastaların karanfilden uzak durmaları gerekir.
Kullanacağınız karanfillerin raf ömrünün bir yıldan daha fazla olmamasına özen gösteriniz. Bir yıldan fazla beklemiş karanfilleri kullanmayınız. Kuru karanfili iki parmağınızın arasında ezmeye çalıştığınızda, eğer kolayca kırılıp ufalanıyor ise, kullanmayınız. Raf ömrünü çoktan doldurmuş demektir.
Kanser hastalarına yardımcı
Kemoterapi veya radyoterapiye bağlı gelişen ishaliniz var ise, birkaç günlük karanfil kürü mükemmel bir yardımcıdır.
Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 0

» ZeytinyağıdiÄŸerlerinden farklı

 

Cildinize fazlasıyla yararı olan, ama ne Omega-6 ne de Omega-3 içeren, ama içeriğinde bolca Omega-9 bulunduran tek bir yağ vardır; zeytinyağı. Yıllardan beri "güzellik yağı' diye bilinen zeytinyağının içinde bol miktarda tekli doymuş yağ -avokado, kolza yağı ve pek çok yemişte olduğu gibi- ve A, B1, B2, C, D, E, K vitaminleri bulunmaktadır. Ayrıca pek çok müthiş fitonutrient'i de içermektedir. Vücut hücreleriniz zeytinyağındaki değerli yağları bir araya getirerek cildinizi daha Sağlıklı bir hale getirmek için çalışır. Araştırmalar daha fazla zeytinyağı tüketen kişilerin -balık, yemiş ve taze sebze-meyveyle birlikte- daha az kırışıklığı olduğunu göstermiştir.
Cildinizle dost yağlar yemeye başladıkça ve kötü yağların yerine iyi yağları koydukça, cildinizdeki değişikliğe siz bile çok şaşıracaksınız. Sert ve kuru cilt, gözenekler, sivilceler ve akneler yok olmaya başlayacak. Cildiniz kadifemsi bir yumuşaklık alacak ve sürekli bir dokunma isteği duyacaksınız. Buna ek olarak, kendinizi de daha iyi hissedeceksiniz. En iyi şekilde faydalanmak için, her Gün iki ya da dört yemek kaşığı iyi yağ tüketmeye bakın. Cildiniz iyice pürüzsüz bir hal aldığında da bunu Günde iki yemek kaşığına indirebilirsiniz.
Püf noktası
Zeytinyağı, diğer çoklu doymuş yağlara oranla ısıya daha dayanıklı olduğundan pişirme için idealdir. Salatalarınızda ve wokda pişirdiğiniz yemeklerde özellikle soğuk presli işlenmemiş zeytinyağı kullanmaya özen gösterin. Eğer farklı bir lezzetin peşindeyseniz, soğuk presli fındık yağını da kullanabilirsiniz. Fındıkta bol miktarda, zeytinyağında bulunan Omega-9'la aynı işi gören oleik Asit vardır. Ayrıca zeytinyağından daha yüksek sıcaklıklara dayanabilirle özelliği vardır. Hindistan cevizi yağı da yüksek sıcaklıklara dayanabilen bir yağdır.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 0

» Zeytinyağı;her derde deva

 

Vücudun neredeyse bütün organlarına faydası olan zeytinyağının, saçlardan, dişlere kadar her bölgeye Sağlık verdiği bildiriliyor.
Sağlıklı beslenmeye katkısı, dünyaca onaylanmış zeytinyağının insan vücudunda faydalı olmadığı organ hemen hemen hiç yok. Uzmanlar zeytinyağını "Sağlık açısından insanlığa sunulmuş en büyük hediye' olarak nitelendiriyorlar. Anne Sütü kadar yararı olduğu söylenilen zeytinyağının mucizevi etkisini saçlardan dişlere, kemiklerden beyne kadar vücudun her organında görmek mümkün.
Zeytinyağı gelişme çağında beynin gelişimini hızlandırarak, kemikleri güçlendiriyor. İçerdiği E, A, D ve K vitaminleri sayesinde hücreleri yeniliyor, doku ve organların yaşlanmasını geciktiriyor. Beynin daha uzun süre sağlıklı ve zinde kalmasını sağlıyor, mideyi ülsere karşı koruyor. Zeytinyağı, kandaki kötü kolesterol düzeyini düşürerek, kalp krizi riskini azaltıyor. Aynı şekilde bağırsak, idrar yolları ve safra kesesi hastalıklarının azaltılmasında da etkili oluyor.
Sağlıklı beslenmede zeytinyağının yeri tüm dünya tarafından da onaylanıyor. Amerika'da Harvard Üniversitesi'nde düzenlenen bilimsel bir konferansta bilim adamları, tarihçiler, doktorlar ve yemek uzmanları sağlıklı yaşam için, geleneksel Akdeniz modelinin uygulanması gerektiği konusunda hemfikir oldular. İçine zeytinyağı katılmış süt, neredeyse anne sütü kadar fayda sağlıyor. Türkiye'nin en ünlü Zzeytinyağı üreticilerinden biri olan Komili'nin yetkililerine göre, tüm Sıvı yağlar içinde tartışmasız en sağlıklı olan "tabiatın mucizesi' zeytinyağı. Anne sütüne eş miktarda linoleik Asit içeriyor. Bebeğine anne sütü veremeyenler için, bir fincan yağsız inek sütüne bir çay kaşığı zeytinyağı ilave ederek bebeklere verilmesi tavsiye edilirken zeytinyağının kullanımına ilişkin diğer öneriler ise şöyle:
- Adale ağrılarını gidermek için, zeytinyağı ve biberiyeyi karıştırıp, ağrılı bölgeye masaj yapın
- Güçlü diş etleri için, arada bir ağzınızı zeytinyağı ile çalkalayın
- Pırıl pırıl saçlar için, şampuandan sonra bir miktar zeytinyağı, bir yumurta sarısı, Limon Suyu ve biraz bira karışımını saçınıza sürün. Beş Dakika bekletip ılık Su ile durulayın.
- Kepeklerden kurtulmak için bir miktar zeytinyağı ve kolonyayı saçınıza sürün, ılık su ile durulayın.
En seçkin zeytinlerden üretilen sızma zeytinyağı, kahvaltılarda ve salatalarda, o kendine has kokusunu ve lezzetini arayanlar için ideal bir seçim. Yüzde 1'den az olan asit oranı ile kahvaltı ve salatanın yanısıra, pişmiş sebzelere yada İtalyanlar'ın yaptığı gibi makarnalara sos olarak eklenebiliyor. Dolu dolu bir Zeytin tadına sahip olan zeytinyağları, sağlıklı ve tadına doyulmaz yemekler için doğru bir seçim

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 0

» Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor

 

Bugün dünyanın en önemli Kanser ilacı köpek balığı kıkırdağıdır. Köpekbalığından çikan sgualene adlı Madde sızma zeytinyağında bol miktarda bulunur Günde 100 cl . zeytinyağı tüketimiyle köpekbalığı kıkırdağından alınacak kadar sgualene alınır. Zeytinyağı kanser riskini % 50'ye yakın azaltmaktadır.
Zeytinyağı hücreleri korur. Zeytinyağının içinde bulunan Oleiprine adlı madde sayesinde hücreler yenilerek kansere karşı hücreleri korur. 
Zeytin yağı üretim aşamasında ısıyla temas etmemesi gerekiyor. Bu nedenle SağlıklısıRiveriya değil, Sızma olanıdır. Aslında en doğrusu, kokusuna alışıp mümkün olduğunca az veya hiç rafine edilmemişi kullanmaktır. 
Zeytin ağacının dalları, yaprakları ve Reçinesi olduğu kadar, yağıda yıllardır ilaçların bileşimlerinde yer alan doğal maddelerden birisidir, doğal bir ilaçtır. 
Yiyeceğin yanısıra merhem olarak da kullanılan zeytinyağı; tahrişin neden olduğu acı ile yanmayı giderici ve yumuşatıcı özellikleri olan losyondurda. 
Zeytinyağı, derinin foliküllerine penetre olabildiği için, gerek internal gerekse eksternal dokuların yara veya iritasyonunda ve enfeksiyonlara karşı faydalıdır. 
Sindirim sistemini etkiler; ister soğuk olsun, ister Sıcak olsun zeytinyağı mideyi çepeçevre koruyucu bir tabakayla sararak mide asitini azaltır. yemek öncesi veya sonrası alınan bir kaşık zeytinyağı, mide zarını örtüp alkolün işlemesini önleyeceği gibi, karışık içkilerin yol açtığı sarhoşluğuda azaltır. 
Gastrit ve ülsere karşı korumada etkin yardım sağlar. Hazmı en kolay olan zeytinyağı besinlerin bağırsaklar tarafından çok daha iyi emilmesini sağlayarak bağırsakların çalışmasını düzenler. Isıtılmış olsun yada olmasın zeytinyağı gastrik asiditeyi azaltabilmektedir. Tahriş giderici etkileri ülsere karşı koruma sağlar. Bağırsaklardan yiyecek geçişini kolaylaştırmak suretiyle konstipasyona engel olur. 
Zeytinyağı safra kesesinin kontraksiyonlarını (kasılma) ve safra salgılanmasını uyararak safra taşı oluşum riskini azaltır, hazmı kolaylaştırır. Dalakta taş oluşumunu önler. Sarılığa ve karaciğer sancılarına iyi gelir. Oruç tutanlar, sahurda bir çorba kaşığı zeytinyağı içerse safra kesesi ve barsakları rahatlatacaktır. 
Sabah kahvaltıdan önce alınan 1 veya 2 çorba kaşığı zeytinyağı -basit kronik kabızlığa – iyi gelir (daha iyi netice için Suyla karıştırılabilir). Basur şikayetlerini giderir; sıcak olarak içilir. 
Anne Sütündede bulunan E vitamini ve oleik Asit içeriği ile zeytinyağı, normal kemik gelişimine katkıda bulunur. Anne karnında ve doğumdan sonra bebeğin beyninin olduğu kadar, genel olarak sinir sisteminin gelişimini de desteklediğinden, gebe ve emziren annelere özellikle yararlıdır. 
Zeytinyağı yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hemde beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir. 
Yüksek tansiyonu düşürür; yaprakları ve dallarından çay yapılır. Taze yada kuru Zeytin yaprağını 300 gr. Suda 15 Dakika kaynatıp, süzdükten sonra şeker ilave edrek 15 Gün boyunca her sabah akşam sıcak içmek faydalıdır. 
Kan şekeri seviyesinin düşmesine yardım eder. 
Ağrı, romatizma, burkulma ve adale incelmelerinde; zeytinyağı sürülür veya 200 gr taze çiçek ve yaprak, 100 gr sarı papatya ile 1 kg zeytinyağını arada sırada karıştırarak iki Saat ‘benmari' içinde kaynattıktan sonra içindekileri süzüp ağrı veren yerler ovulur. Kapalı yanıklarda zeytinyağı sürülerek kullanılır. 
Kötü kolesterol LDL'yi azaltırken, iyi kolesterol HDL'yi artırır.(Yüksek LDL kolesterolü seviyesine bağlı olarak yükselen kolesterol seviyesinin aterosklerotik kalp hastalığında nedensel rol oynadığı kuşkusuzdur.Epidemiyolojik veriler koroner kalp hastalığı vakalarındaki düşüşün total veya LDL kolesteroldeki düşüş ile beraber olduğunu göstermektedir.) 
Diyetle alınan doymuş yağ asitlerinin (DYA) total kolesterol seviyesini yükseltettiği iyi bilinmektedir. DYA ile tetiklenen kolesterol yüksekliği çoğunlukla LDL kolesterolündeki yüksekliğe bağlıdır. DYA ve hayvansal yağdan zengin diyetler HDL kolesterolü ve apo A-1 de de yükselmeye yol açar. 
Yüksek karbonhidratlı ve düşük yağlı diyet tüketen toplumlarda düşük HDL kolesterol ile düşük LDL kolesterolün birlikte bulunması koroner riski artırmazken, yüksek DYA içeren diyete bağlı olarak LDL'nin yükseldiği toplumlarda daha yüksek HDL seviyesine rağmen koroner riski yüksektir.Yüksek hayvansal yağ içeren diyetlerin LDL- HDL oranını, düşük yağ içeren veya çoklu doymamış yağ asitinden (ÇDYA) zengin diyetlere kıyasla daha fazla yükselttiği görülmüştür. Laurik, miristik ve palmitik asit birlikte tüm DYA ların başında gelirken, mistrik asit tereyağında, hurma çekirdeğinin yağında, hindistan cevizinin yağında bulunmaktadır.Son ikisi aynı zamanda çok yüksek oranlarda laurik asitte içerirler.Bu üç yağdan hangisinin kolesterol yükseltme potansiyelinin en fazla olduğu hala tartışma konusudur. Her üçününde LDL kolesterolünü yükselttiği yapılan çalışmalarda gözlenmiştir. DYA yerine linoleik asit konulduğunda total kolesterolde düşüşe neden olmaktadır. Diyetteki başlıca tekli doymamış yağ asidi oleik asittir.Oleik asit zeytinyağında hakim olan yağ asididir. Düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı diyetler total ve LDL kolesterol konsantrasyonlarını anlamlı olarak düşürürken aynı zamanda kesinlikle HDL seviyesinde de düşüşe neden olur. Zeytinyağı sağlıklı lipid düşürücü diyete yararlı katkıda bulunur. 
Kalp dostu;zeytinyağı hayvansal yağların tersine kandaki kolesterol miktarını ve dolayısıyla kalp krizi riskini azaltır. Kan plateletlerinin toplanmasına engel olarak kan pıhtılaşması riskini de yok eder. 
İçerdiği linoleik asit yüzdesi nedeniyle anne sütüne benzeyen zeytinyağı, inek sütüne katıldığında anne sütüne yakın değer elde edilir.Sütü kesilen anneler yağsız inek sütüne biraz zeytinyağı katıp bebeğe verilebilir. 
Günde birkaç damla zeytinyağı bebeğin gelişimine büyük katkı sağlar. 
İçerdiği E, A, K vitaminleri ile her yaştaki çocuğun gerekli ihtiyacına yanıt verir. Bu vitaminler kemiklerin doğal gelişimine ve mineralleşmeye yardımcı olup, güçlenmesini hızlandırır. Her yaştaki insan için yararlıdır.  
Böbreklerin ıslahında,taşları düşürmede, bağırsak kurtlarını düşürmede, karın ağrısında sıcak Su ile içilmesi iyi gelir. 
Çocukları raşitizmden korur. Siyatik, mafsal ağrılarına iyi gelir; zeytinyağı tortusu sürülür. 
Ağızda çalkalandığında ,dişlerin beyaz olmasını sağlar,diş etlerini korur, diş çürümelerini önler. 
Zeytinyağı sağlık ve güzellik kaynağıdır. Cilde ve saçlara çok faydalıdır. Cildi besler, korur ve yumuşatır. 
Saçları dökülenlere; 1 yumurta sarısı ve zeytinyağı karışımını saç diplerine sürerek 1 saat bekletilip daha sonra yıkanması, arada bir tekrarlanması gerekir.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 0

» Zengin yapısıyla benzersiz gıda bal

 

Uzmanlarca yapılan araştırmada Bal, arıların çeşitli Bitkilerden topladıkları özsulardan ürettikleri, kıvamlı, stabil, bol enerji veren ve aynı zamanda şifa verici özellikleri olan, besleyici değeri yüksek, tümüyle doğal, büyük öneme sahip olduğunu bir kez daha gösteriyor.
100 gr. bal, ortalama 325 kalori sağlar. Balın enerji değeri, yüksek dozda içerdiği dekstroz (üzüm şekeri) ve levülozdan (meyve şekeri) gelir.
Balın beslenmedeki benzersiz önemini sağlayan ise, içerdiği kalsiyum, fosfor, demir, potasyum, Magnezyum, Sodyum, kükürt, iyot gibi minerallerle; pantotenik Asit, B1, B2, B6 C ve K vitaminlerle bazı Enzimleri içeren zengin yapısıdır. Pek çok hastalıkta koruyucu, tedavi edici özelliği vardır.
Bal, insanoğlunun faydalandığı en eski gıdalardan biridir. Bal, binlerce yıldan beri hem enerji sağlayan değerli bir besin Maddesi olarak hem yara ve yanıkların tedavisinde hem de birçok hastalıklarda ilaç niyetine kullanılmaktadır. Balın şifa verici özellikleri başta Kur’an olmak üzere birçok kutsal kitapta da belirtilmektedir.
Bal, öncelikle doğal bir enerji kaynağıdır. Bu nedenle Sağlıklı insanların yanında, 1 yaşından büyük bebekler, yaşlılar, sporcular ve hastalar için özellikle tüketilmesi gereken bir besin maddesidir
Bal, iştah artırıcıdır, vücuda enerji ve direnç kazandırmaktadır.
Bal, besinlerin daha hızlı sindirilmesine yardımcı olmakta, sindirim sistemi enfeksiyonlarında, kabızlığın giderilmesinde, on iki parmak bağırsağı ülserlerinde ve karaciğer rahatsızlıklarında yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bal, karasal iklime sahip ve Gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı, ağız, boğaz ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler balın antimikrobiyel etkisinin yanı sıra Baldaki fruktozun doku ve kasları yumuşatıcı ve gevşetici özelliğinden kaynaklanmaktadır.
Bal, besleyici ve nemlendirici özelliği nedeniyle birçok kozmetik ürünlerinde, kullanılmaktadır. Bal, Cildi besler, nemlendirir ve yumuşatır. Ayrıca modern tıpta açık yaralarda, yatak yaralarında, ülserlerde ve yanıklarda doğrudan sürülen ilaçların yapımında kullanılmaktadır. Bal enfeksiyonları önlemekte, doku oluşmasını hızlandırmakta, yara ve yanık izlerini azaltmaktadır. Yaraların iyileşmesini hızlandırır.
Bal, bazı ülkelerde doktorlar tarafından katarakt ve kojuktivit ile bazı kornea rahatsızlıklarında başarı ile kullanıldığı bildirilmektedir. Ayrıca kornea ülserinin de saf bal ile veya vazelin yerine bal ile hazırlanan % 3 lük sulphidine pomadı ile başarılı bir şekilde tedavi edildiği bildirilmektedir.
Zaman zaman hakiki balın şeker hastalığına iyi geldiği şeklinde yazılar çıkmakta veya söylentiler duyulmaktadır. Bunun bilimsel bir dayanağı yoktur ve yanlıştır. Bal da kan şekerini yükseltir ve dikkatli kullanılması gerekir. Ancak eşit miktarda alınan bal, kan şekerini, çay şekerine oranla daha az yükseltmektedir. Bu nedenle şeker yerine az miktarda bal kullanılabilir.
Bal, antimikrobiyel bir besin maddesidir. Balda mikrop üreyemez çünkü;
- Şeker konsantrasyonu çok fazladır.
- Balın pH sı 3,5 – 4,0 civarındadır.
- Baldaki Enzimler inhibin (H2O2) oluşmasına neden olur.
Bal, sinirleri yatıştırır ve rahatlatır. Kalp çarpıntısı ve yüksek tansiyona karşı faydalıdır. Kanı temizler, kan dolaşımını düzenler. Kan yapıcı özelliği vardır. Damar sertliğine karşı faydalı olur.
Bal, temel karbonhidratların kaynağıdır. İçeriğinde genel olarak, yüzde 17-20 Su, yüzde 80-85 karbonhidrat ve yüzde 0,5-1 düzeyinde Proteinler, aminoasitler, vitaminler ve Mineraller bulunur. Bal, karbonhidrat miktarı ile bir yemek kaşığında 64 kalori enerji sağlayarak kaslar için yakıt görevi yapmaktadır. Amerika’daki Memphis Üniversitesinin Egzersiz ve Spor Beslenme Laboratuarı egzersiz öncesi, sindirim için balın en etkili karbonhidrat olduğunu tespit etmiştir. Kan şekerine diğer karbonhidrat kaynaklarına göre daha ılımlı etkisi olduğu gözlenmiştir.
Bal, birçok vitamin, Mineral, amino Asit ve antioksidan içerir. Niasin, riboflavin ve pantotenik asit gibi vitaminler, kalsiyum, Bakır, demir, magnezyum, manganez, fosfor, potasyum ve çinko gibi Mineraller içermektedir. Bal diğer besinlerin vücutta daha kolay sindirilip, daha iyi emilmelerini ve onlardan yararlanma düzeyini de yükseltir. Bu nedenle özellikle hastalık durumunda bal tüketimi vücudun çabuk toparlanmasına yardımcı olur. Balda yağ bulunmadığından, az ya da hiç yağ içermeyen diyetlerde kullanımı son derece uygundur.
Bal, sindirim gerektirmeyen bir gıdadır, kolayca kana geçer. Bundan dolayı da zayıf ve iştahsız kimselerin enerji ihtiyaçlarını karşılamada etkili bir besindir.
Gündelik olarak tükettiğimiz rafine edilmiş beyaz şekerde, vitamin, Mineral ve Protein bulunmaz. Aslında şeker ihtiyacını sebzeler, meyveler ve bal gibi yiyeceklerle karşılayabiliriz. Böylece hem vücudumuzun şeker gereksinimini karşılar hem de diğer yararlı besin maddelerini almış oluruz.
Rafine beyaz şeker hem iştah keserek vitamin ve mineralli diğer gıdaları almamızı engellemenin yanında dişlere de büyük zararı vardır. Dişlere bulaşan rafine şekerle beslenen asidofilus isimli bakteri, sakkarozu laktik aside çevirerek, diş çürümesine yol açmaktadır. Eğer hem tatlı yemek hem de sağlıklı beslenmek istiyorsanız organik bal tüketmenizi tavsiye ediyoruz.
İnsan vücudu bir makine gibi çalışır. Ve bir makine nasıl ki çalışması için enerjiye ihtiyacı varsa, vücudumuzun da sürekli enerjiye ihtiyacı vardır. İnsan uyurken bile, hemen hemen tüm organları çalışmaya devam eder. Kalp çalışır, mide ve bağırsaklar sindirim faaliyetlerine devam ederler. Karaciğer, böbrekler ve diğer organlar da faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bir insan uyandığı, kalkıp dolaştığı, çalıştığı, koştu­ğu zaman, hareket halindeki bir araç gibi daha fazla yakıt harcar. İnsan vücudu için en ideal enerji kaynaklarından biri de baldır. Balın zararlı bakterileri öldürücü tesire sahip olduğu bilim adamlarınca tespit edilmiştir. Arı sütü, penisilin tesirine benzer tesir gösterir. Bal doğal bir asittir, bu durumuyla birçok bakteri için zararlıdır. Bal; tifo, dizanteri gibi onlarca farklı türde hastalık mikrobunu yok ettiği bilimsel bir gerçektir.
Bal, kalsiyum ve fosforca da zengin­dir. Kalsiyum ve fosforun önemi, kuvvetli ve enerjik olmak isteyenlerce iyi kavranmalıdır. Bu maddeler, kemik ve dişlerde dayanıklılığı sağlamaktadırlar. Büyüme çağında alınan kalsi­yum ve fosfor yeterli değilse, kemik ve dişler sağlam olmayıp, ince, dayanıksız ve gözenekli olurlar. Alınmaması, çocukların gelişmesi ve boy uzamasını da kötü yön­de etkiler.
Çok küçük parçacıklar şeklindeki kalsiyum, sinirde uyarıların iletilmesine ya­rar. Yeterli miktarda kalsiyum, sinir siste­minin dengeli çalışmasını, sakin olmasını sağlar. Oysa kalsiyum eksikliğinde sinirler gergin ve aşırı hassastır. Az kalsiyum alan yetişkinler, sık sık sinirlenir, kaslarını ge­rer ve çabucak yorulurlar. Kalsiyum ek­sikliği rahat uyumayı güçleştirir. Aynı zamanda, kaslarda kramplara sebep olur. Ayrıca kanın kolayca pıhtılaşması için kalsiyum gereklidir. Bir ameliyat, kaza, diş çekilmesi sırasında oluşabilecek kanamaların iyileşmesinde kanın kolay pıhtılaşabilmesi önem kazanmaktadır.
Görüldüğü gibi bal içeriği ile doğal bir şifa kaynağıdır. Tabiatın bize bahşettiği çok özel bir ilaçtır. Bu nedenle ihmal edilmemesi gereken bir gıdadır. Tabii ki web sitemizde de sık sık belirttiğimiz gibi her bal sadece bal değildir ve içerisine ticari amaçlarla katkı maddeleri katılmaktadır.
Bu nedenle de sağlıklı bir yaşam için bal tüketimine ne kadar önem veriyorsanız, aynı ölçüde saf ve doğal bal temin etme konusunda da hassas olmanızı tavsiye ederiz. Aksi takdirde tüketmiş olduğunuz bal, pahalı bir reçel ya da marmelat çeşidinden öteye gitmeyecektir.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 1

» Zeki erkeklerin spermleri daha mı kaliteli?

 

Zeka seviyesi yüksek erkeklerin spermlerinin daha kaliteli olduğu ortaya kondu. İngiltere'de yapılan bir araştırma, zeka seviyesi hemcinslerine göre daha yüksek olan erkeklerin spermlerinin "daha fazla ve hareketli' olduğunu ortaya koydu.
Psikiyatri Enstitüsünden bir grup araştırmacının farklı bölgelerde görev yapan eski Amerikan askerlerinin verileri üzerinde yaptığı araştırmada, zeka testlerinde daha yüksek puan alan askerlerin daha fazla sayıda ve daha hareketli spermleri olduğu belirlendi.
Sonuçları "Intelligence' dergisinde yayımlanan araştırma, "zekayı belirleyen genlerin başka biyolojik etkilerinin de olabileceği' savını güçlendiriyor. Zekayı azaltan küçük mutasyonların, sperm kalitesi gibi diğer biyolojik özellikleri de etkileyebileceği belirtiliyor.
Bilim adamları, bir insanın yaşam tarzının zeka ile Sağlık arasındaki ilişkide daha etkili olduğunu düşünüyordu. Yani zekası yüksek bir kişinin sigara içmeyeceği ya da daha az içeceği ve daha fazla egzersiz yapacağı, bu tercihlerin de zihinsel performansı etkileyeceği varsayılıyordu.
Farklı karakter özellikleri taşıyan erkeklerin incelendiği son araştırma, zeka ile sperm kalitesi arasındaki ilişkinin sadece Alkol ya da sigara kullanımı gibi "kötü' alışkanlıklarla açıklanamayacağını ortaya koydu.
Zeka testi uygulanan ve meni örnekleri alınan 425 erkek üzerinde yapılan araştırmada, yaş ve yaşam tarzından bağımsız olarak, zeka seviyesi ile sperm kalitesini belirleyen üç özellik (sayı, yoğunluk ve hareket kabiliyeti) arasında bağlantı olduğu belirlendi.
Araştırmayı yöneten Dr. Rosalind Arden, bu verilerin "Play doh ile oynamayı Platon'a tercih eden erkeklerin spermlerinin kesinlikle düşük olacağı anlamına gelmediğini, buldukları korelasyonun sınırda olduğunu' kaydetti.
Arden, araştırma sonuçlarının zekayla ve fiziksel sağlıkla ilgili farklı ölçütlerin kullanıldığı başka verilerle karşılaştırılması gerektiğini söyledi.
Sheffield Üniversitesinde fertilite uzmanı olan Dr. Allan Pacey ise bu araştırmada zeka ile sperm kalitesi arasında saptanan ilişkinin oranlarının düşük olduğunu, bu nedenle zekanın erkeklerin "üreme' kabiliyetleri üzerinde büyük etkisi olduğunun söylenemeyeceğini savundu.

3 Haziran 2013 Saat : 11:16 (16 gün once eklendi)
Okunma 3

Toplam 1.167 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345102030...Son »


Türkü olan Artist çok olarak uzmanlar Şarkıcı Sözler sağlık için Şarkı sözü Müzik daha dikkat Music gibi Şarkı sözleri Sanatçı yapılan her